Ben, 40’ını geçmiş bir kadın olarak Ankara'da bisiklet kullanıyorum.
Peki bunu neden yapıyorum?
Çünkü:
* Daha az hastalanıyorum, menstürasyon dönemlerinin ağrı ve bunalımlarından kurtuldum. Diz ağrılarım vardı geçti, bel ağrılarım vardı, geçti, baş ağrılarım vardı geçti. Daha enerjiğim, kendimi iyi hissediyorum. Sabahları daha rahat kalkıyorum, harekete geçmekte zorlanmıyorum, artık ağır bir uyuşukluk yok. Kendimi daha sağlam ve güçlü hissediyorum. Ve öyleyim de. Check-up'larla belgeleyebilirim. Bacaklardaki yağlar gitti, selülit melülit kalmadı, yani ne diyeyim, başkasını bilmem ama benim pek hoşuma gidiyor.:-) Göbek mevzuu bisikletle biraz zor. Ona ek çalışma yapmak lazım. Bisikletle giderken zaman zaman antrenman olsun diye karın kaslarına yüklenmek veya karın kası germek şartıyla bisiklet iyi. Ama bunu yapmazsanız pedal çevirme hareketi karna işlemiyor. Omuz, kol, sırt, bel ve bacaklar süper oluyor ama… Hakkımda yapılan yaş tahminleri 35 dolayında.
* Çeşitli korkularımdan (trafik, kaza, sıkıştırılma, kadın başına dolaşma, ayıplanma, damgalanma, ay yapamam-edemem vb) sıyrıldım. Bu bana hafiflik ve özgürlük duygusu veriyor. Kendimi, bizzat kilitlediğim hapisten kurtardım.
* Yürümekten daha hızlı ve kolay. Bu yıla kadar yokuşlardan hiç de kolay değil diye düşünüyordum ama raconu kapınca, evet yokuşlarda bile yürümekten daha kolay. Bir tek inerken hala azıcık korkuyorum. Rüzgarın yüzüme dokunması, saçlarımı okşaması bana uçma hissi veriyor. Ama uçmuyorum elbet çok şükür. :-)
* En hoşuma giden şeylerden biri akşam trafiğinde yavaş yavaş, süzüle süzüle aralardan, küçük yollardan sıvışabilme durumları.
* Hiç para harcamıyorum bunu yaparken. Bazen bir şişe su lazım oluyor. Onu da ya evden ya da çeşmeden hallediyorum. Bazen de kendime bir çay ısmarlıyorum. Masrafı bu. Şehir içi ulaşımda aylık minimum harcamak zorunda kaldığım 150 TL gibi bir para cebimde kalıyor. Bisikleti aldığım zaman harcadığım para bir yılda kendini amorti etti kazanca geçtim. Uzun yola çıktığımda yemek ihtiyacı ve harekete noktasına kadar olan otobüs parası masrafım. 300 TL gibi bir parayla 7 günlük bir tatil yapabiliyorum. Bir de yıllık bakım ve bir kaç parça olayı var. Yılda lüks takılsanız aksessuarlar dahil 1000 lirayı geçmez. Benim yıllık harcamalarım 200 dolayında
* Yolda giderken arkadaşlarla karşılaşmak çok hoşuma gidiyor. Tanıdık tanımadık fark etmez, selamlaşıp biraz muhabbet. Bazen arıza gidermeye bir destek… Süper!
* Bisikletim ve nefesimle çevreye kirlilik vermiyorum. Çevreyi kirletmediğim için kendimden memnuniyet derecem yükseldi. Gerçi egzoz soluyorum hala ama onu da haftasonları çevre turlarıyla dengelemeye çalışıyorum. * Bisiklet demek gülmek demek benim için. Gülünce birine ya da bir şeye zarar verebilen bir insan olamıyorsun. Bir de gülen insanlar oluyor hayatımda. Hayatın zorluklarını bu şekilde daha kolay geçiyorum.
* Kendimle birlikte olabiliyorum. Bisiklet tek kişilik malumunuz. Bindiğim zaman ben, yol ve pedaldan başka bir şey olmuyor. Hele uzun yolda. Kendimi dinlemek, kendimle olmak için bundan iyi biçilmiş kaftan yok.
Peki bunu neden yapıyorum?
Çünkü:
* Daha az hastalanıyorum, menstürasyon dönemlerinin ağrı ve bunalımlarından kurtuldum. Diz ağrılarım vardı geçti, bel ağrılarım vardı, geçti, baş ağrılarım vardı geçti. Daha enerjiğim, kendimi iyi hissediyorum. Sabahları daha rahat kalkıyorum, harekete geçmekte zorlanmıyorum, artık ağır bir uyuşukluk yok. Kendimi daha sağlam ve güçlü hissediyorum. Ve öyleyim de. Check-up'larla belgeleyebilirim. Bacaklardaki yağlar gitti, selülit melülit kalmadı, yani ne diyeyim, başkasını bilmem ama benim pek hoşuma gidiyor.:-) Göbek mevzuu bisikletle biraz zor. Ona ek çalışma yapmak lazım. Bisikletle giderken zaman zaman antrenman olsun diye karın kaslarına yüklenmek veya karın kası germek şartıyla bisiklet iyi. Ama bunu yapmazsanız pedal çevirme hareketi karna işlemiyor. Omuz, kol, sırt, bel ve bacaklar süper oluyor ama… Hakkımda yapılan yaş tahminleri 35 dolayında.
* Çeşitli korkularımdan (trafik, kaza, sıkıştırılma, kadın başına dolaşma, ayıplanma, damgalanma, ay yapamam-edemem vb) sıyrıldım. Bu bana hafiflik ve özgürlük duygusu veriyor. Kendimi, bizzat kilitlediğim hapisten kurtardım.
* Yürümekten daha hızlı ve kolay. Bu yıla kadar yokuşlardan hiç de kolay değil diye düşünüyordum ama raconu kapınca, evet yokuşlarda bile yürümekten daha kolay. Bir tek inerken hala azıcık korkuyorum. Rüzgarın yüzüme dokunması, saçlarımı okşaması bana uçma hissi veriyor. Ama uçmuyorum elbet çok şükür. :-)
* En hoşuma giden şeylerden biri akşam trafiğinde yavaş yavaş, süzüle süzüle aralardan, küçük yollardan sıvışabilme durumları.
* Hiç para harcamıyorum bunu yaparken. Bazen bir şişe su lazım oluyor. Onu da ya evden ya da çeşmeden hallediyorum. Bazen de kendime bir çay ısmarlıyorum. Masrafı bu. Şehir içi ulaşımda aylık minimum harcamak zorunda kaldığım 150 TL gibi bir para cebimde kalıyor. Bisikleti aldığım zaman harcadığım para bir yılda kendini amorti etti kazanca geçtim. Uzun yola çıktığımda yemek ihtiyacı ve harekete noktasına kadar olan otobüs parası masrafım. 300 TL gibi bir parayla 7 günlük bir tatil yapabiliyorum. Bir de yıllık bakım ve bir kaç parça olayı var. Yılda lüks takılsanız aksessuarlar dahil 1000 lirayı geçmez. Benim yıllık harcamalarım 200 dolayında
* Yolda giderken arkadaşlarla karşılaşmak çok hoşuma gidiyor. Tanıdık tanımadık fark etmez, selamlaşıp biraz muhabbet. Bazen arıza gidermeye bir destek… Süper!
* Bisikletim ve nefesimle çevreye kirlilik vermiyorum. Çevreyi kirletmediğim için kendimden memnuniyet derecem yükseldi. Gerçi egzoz soluyorum hala ama onu da haftasonları çevre turlarıyla dengelemeye çalışıyorum. * Bisiklet demek gülmek demek benim için. Gülünce birine ya da bir şeye zarar verebilen bir insan olamıyorsun. Bir de gülen insanlar oluyor hayatımda. Hayatın zorluklarını bu şekilde daha kolay geçiyorum.
* Kendimle birlikte olabiliyorum. Bisiklet tek kişilik malumunuz. Bindiğim zaman ben, yol ve pedaldan başka bir şey olmuyor. Hele uzun yolda. Kendimi dinlemek, kendimle olmak için bundan iyi biçilmiş kaftan yok.
Yorumlar
Yorum Gönder